SEMİNER VE KONFERANSLAR
Tüm Seminerler için Tıklayınız.
DERS MATERYALLERİ
GENEL EĞİTİM MATERYALLERİ
FACEBOOK
TWİTTER
DUYURULAR

                                                İNSAN VE İSLAM

    Bir Anlama Çabası

İnsan olarak kendimizi bilmek, neye niçin inandığımızı, hangi ibadeti neden yapmamız gerektiğini irdelemek ve İslam'ı sade bir anlatımla, ana hatlarıyla ve bütün yönleriyle öğrenmek isterseniz;

BU KİTABI OKUMANIZI ÖNERİRİZ! 

Allah insanı severek ve özenerek yaratmış, mutlu olması ve barış içinde yaşaması için bir inanç sistemi ve yaşam biçimi olarak İslam'ı önermiştir.

Bu eser, “İnsan kimdir? ve “İslâm nedir?” sorularına anlam boyutunu önceleyerek cevap bulmayı, başta gençler olmak üzere sorgulayan, anlama gayreti içinde olan herkesin İslam’ı doğru anlamasına, insanın neye inandığını bilmesine, hangi ibadeti niçin yaptığının farkında olmasına, dini görevlerini amacına uygun ve bilinçli bir şekilde yerine getirmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

http://www.kitapyurdu.com/kitap/insan-ve-islam/357233.html 

 

EMPATİ YOKSUNLUĞUNUN DOĞURDUĞU SORUNSUZLUĞUMUZ!

EMPATİ YOKSUNLUĞUNUN DOĞURDUĞU SORUNSUZLUĞUMUZ!

Değişik bir toplum olduk. Kendi sıkıntılarımızı büyütüp başkalarının büyük sorunlarını görmüyoruz. Kendi açık kusurlarımızı görmüyoruz ama başkalarında kusur bulmak için çaba sarf ediyoruz. Bizim gibi olmayanın bizim kadar hakları olmadığını zannediyoruz. Sahip olmak istediğimiz özgürlüklere başkalarının da sahip olması gerektiğini kabul etmiyoruz.

Ya hep ya hiç mantığı ile hareket eden toptancı ve genellemeci bir toplum olduk. Bir insan bir hata yaptığında onun bütün yaptıklarının yanlış olduğunu zannediyoruz. Bir düşüncenin yanlış olduğuna inanıyorsak o düşünceyi savunan kişi veya grupların bütün düşüncelerinin yanlış olduğunu sanıyoruz. İktidardaki partinin yanlış bir kararından dolayı bütün karar ve uygulamalarını çöpe atıyoruz. Muhalefet partilerinin dünya görüşünü doğru bulmuyorsak kendimizi bütün söylediklerinin yanlış olduğuna inandırıyoruz.

 

 YETER Kİ HERKES MUTLU OLSUN!

Ülkemizde insanlar çok mutludur. Toplumsal barış sağlanmıştır. Sosyal ve ekonomik adalet ideal düzeydedir. Zengin ile yoksul arasındaki makas kapanmıştır. Yoksulluk ve işsizlik sorunları çözülmüştür. Demokrasimiz tıkır tıkır işlemektedir. Bütün farklı zümreler yönetimde temsil edilmektedir.

Politikacılar çok dürüst ve çalışkandır, kendilerini asla ayrıcalıklı ve halktan üstün görmezler. Bürokratlar liyakat ve ehliyet esasına göre atanmaktadır. Devletimiz şeffaftır. Yöneticilerimizin dokunulmazlığı yoktur, hesap sorulabilirlikleri vardır. Yönetici ve bürokratlar devlet imkânlarını asla şahsi çıkarları için kullanmazlar.

Kamu çalışanları görevlerini hakkıyla yerine getirir ve aldıkları maaşı hak etmeye çalışırlar. Nasıl olsa işim garanti diye düşünüp asla görevlerini savsaklamazlar. Görevlerini yerine getirirken devletin memuru anlayışı ile değil halkın hizmetkârı anlayışı ile muamele ederler. Devlet de memurunu, işçisini korur, ailesiyle birlikte insanca yaşayabileceği kadar maaşını ödeyerek hakkını verir.

Adalet mekanizması hakka ve hukuka uygun bir şekilde hızla işlemektedir. Hak ve özgürlükler mükemmel bir şekilde korunmaktadır. Mazlumlara yardım edilmekte ve hakları kendilerine verilmektedir. Kadınlar şiddet görmemektedir. Çocuklar istismar edilmemektedir. Engellilerin toplumsal hayatta var olmaları için uygun imkânlar sağlanmaktadır.

Zenginler ve holdingler asla vergi kaçırmazlar. Vergiyi yoksulun hakkı olarak görürler ve kuruşu kuruşuna zamanında öderler. Asgari ücretin düşük olduğunu kabul eder ve emekçi işçilerinin maaşlarını asgari ücretin iki katından daha fazla öderler. Müslüman ve muhafazakâr zenginler de zekâtlarını her yıl hesaplayıp ihtiyaç sahiplerine fazlasıyla verirler. Zekât kaçırmama konusunda Allah’a karşı sorumluluk bilinçleri çok yüksektir. Lüks ve israfa asla kaçmazlar. İşçisinin hakkını alın teri kurumadan verirler.

Din ve vicdan özgürlüğü konusunda hiç bir sorunumuz yoktur. Bu ülkede başörtüsü gibi saçma bir sorun hiçbir zaman yaşanmamıştır. Laiklik adı altında insanlara asla zulmedilmemiştir. Diyanet ve medya hocaları tevhit inancı üzere Kur’an  ve vahiy merkezli sünnete uygun bir din tebliğ etmektedirler. Hocaların anlattığı dinde uydurulmuş rivayetler, batıl inançlar, hurafeler asla yoktur. Dini ayrımcılık yaşanmamaktadır. Alevilerin hiçbir sorunu yoktur. Nerede ve nasıl ibadet edeceklerine tamamen kendileri karar verebilmektedirler. Dini gruplar devlet imkânlarını adaletle kullanabilmektedirler. Devlet aygıtı ve yöneticileri dini bir afyon olarak kullanmamakta ve din istismarı yapmamaktadır. Nasıl eskiden devlet halkına belli bir ideoloji dayatmadıysa, çocukları bu ideolojiye göre eğitimden geçirmediyse bugün de bir ideoloji dayatmamakta ve belli bir dini anlayışa göre eğitimden geçirmeye çalışmamaktadır.

Kürt sorunu diye bir şey yoktur. Devlet Kürtçeyi hiç bir zaman yasaklamamıştır. Kürt vatandaşlarımız asla ikinci sınıf muamelesi görmemiştir. “Alavere dalavere Kürt Memet nöbete!” tamamen uydurma bir tekerlemedir.  Bununla birlikte Kürt sorununu bahane ederek askeri polisi öldüren, kendi halkına baskı uygulayan terör örgütleri de yoktur. Terör örgütü zannedilen örgütler aslında demokratik sivil toplum örgütleridir.

İnsanlar demokratik tepkilerini serbestçe dile getirmek için rahatça eylem yapabilmektedirler. Güvenlik güçleri şiddete başvurmayan eylemcilere asla orantısız güç kullanmamakta ve biber gazı sıkmamaktadır. Bununla birlikte sokağa çıkıp insanları öldüren, molotof kokteyli atarak ortalığı yakıp yıkan, kamu mallarına zarar veren, belediye otobüslerini yakanlar aslında  kimseye bir zararı olmayan iyi ve şirin çocuklardır.

Ülkemizin eğitim sorunları çözülmüştür. Okullarımızda çocuklarımıza dünyanın en kaliteli eğitimi verilmektedir. Üniversitelerimiz yayınladıkları bilimsel makale sayısı bakımından dünyada ilk sıralarda yer almaktadır. Bilim adamlarımızın yaptığı buluşlar dünyada gıpta ile izlenmektedir. Dünyaya yüksek teknoloji ürünleri ihraç etmekteyiz.  

Kentlerimiz talan edilmemektedir. Kamu arazilerinden ve imar planlarından rant sağlayan kimse yoktur. Ormanlar yok edilmemekte, tarım arazileri yerleşime ve sanayi tesislerine açılmamaktadır. Yeşil alanlar doğa korunmaktadır. Mesela Karadeniz’de yapılması planlanan ve yaylaları birbirine bağlayıp turizme açacak “Yeşil Yol” projesinin “Yeşil Dolar”larla hiçbir ilgisi yoktur.

Kalın sağlıcakla, mutlu olun yıllarca!

14 Temmuz 2015

Muhammet YILMAZ

Eğitimci-Yazar

https://twitter.com/muhammet_yilmaz