SEMİNER VE KONFERANSLAR
Tüm Seminerler için Tıklayınız.
FACEBOOK
TWİTTER
Duyurular

-----

YENİ!

 

Kitabı satın almak için resme tıklayınız.

Öğrenci sevdiği öğretmenine, “Öğretmenim kalbime dokun, zihnimi aç, elimi tut, beni keşfet, beni hayata hazırla” diye seslenir. Bunları duyabilen ve gereğini yapan öğretmenler işini sanata dönüştürmüş olanlardır. Nurettin Topçu’nun da dediği gibi “Öğretmen ruhlar sanatkârıdır.”
 

Bir Öğretmen için öğrencilerine “Sizi seviyorum, size inanıyorum, size güveniyorum.” diyebilmek ruhların fatihi olabilmektir aynı zamanda. Unutamamalıyız ki bugün kalbine dokunduklarımız yarın gönüller yapacak olanlardır. Kalplere güzel dokunabilmek ve yarının gönül inşasına sağlam tuğlalar yetiştirebilmek herkesten çok öğretmenin harcıdır. Aklında ve kalbinde bu niyetlerle sınıf kapısını aralayan ve öğrencileriyle buluşan bütün öğretmenlere iyi dersler!

Konferanslar Seminerler Atölyeler

Amaç, İçerik ve Eğitim Süreçleri için tıklayınız 

Konferans, Seminer ve Atölye çalışması isteklerinizi
muallimmy@gmail.com e-posta adresine yazabilirsiniz.

----

İnstagram'dan Takip edebilirsiniz Twitter'dan Takip edebilirsiniz Facebook'dan Takip edebilirsiniz

 

-----

Muhammet Yılmaz'ın İstanbul Dışı Seminer ve Konferans Programlarından Bazıları

(Seminerlerin yeri konusu ile ilgili bilgi almak için iletişim bölümünden bilgi talep edebilirsiniz.)

  • 29-30-31 Aralık 2017 -BİTLİS
  • 17 Aralık 2017 Pazar-OSMANİYE
  • 10 Aralık 2017 Pazar-NİĞDE
  • 09 Aralık 2017 Cumartesi-NEVŞEHİR
  • 02 Aralık 2017 Cumartesi-ANTALYA
  • 01 Aralık 2017 Cuma-MALATYA
  • 19 Kasım 2017 Pazar-SAMSUN
  • 18 Kasım 2017 Cumartesi-SİNOP
  • 21-22 Ekim 2017 Cumartesi-Pazar-RİZE
  • 20 Ekim 2017 Cumar-ÜNYE/ORDU
  • 15 Ekim 2017 Pazar-GİRESUN
  • 14 Ekim 2017 Cumartesi-KIRIKKALE
  • 07 Ekim 2017 Cumartesi-BİLECİK
  • 01 Ekim 2017 Pazar-ÇANKIRI
  • 30 Eylül 2017 Cumartesi-KASTAMONU
  • 26 Eylül 2017 Salı-AFYON-SANDIKLI
  • 17 Eylül 2017 Pazar-NEVŞEHİR
  • 16 Eylül 2017 Cumartesi-KIRIKKALE
  • 11 Eylül 2017 Pazartesi-ERZİNCAN
  • 06 Mayıs 2017 Cumartesi-BİNGÖL
  • 22 Nisan 2017 Cumartesi-YOZGAT
  • 08 Nisan 2017 Pazar-BURDUR
  • 08 Nisan 2017 Cumartesi-UŞAK
  • 07 Nisan 2017 Cuma-KÜTAHYA
  • 18 Mart 2017 Cumartesi-KIRŞEHİR
  • 11 Mart 2017 Cumartesi-SİNOP
  • 06 Ocak 2017 Cuma-SİİRT-KURTALAN

-----


Konferans, Seminer ve Atölye Çalışmalarımızın ayrıntıları,

Amaç, İçerik ve Eğitim Süreçleri için tıklayınız 

Konferans, Seminer ve Atölye çalışması isteklerinizi
muallimmy@gmail.com e-posta adresine yazabilirsiniz.

 

 
MÜDÜRÜMÜN PUANI YOKTUR YÂRİN İMANI

MÜDÜRÜMÜN PUANI YOKTUR YÂRİN İMANI

            Doksanlı yılların sonlarına kadar okullara yönetici atamaları çok sorun oluşturmazdı. Kanun ve yönetmelikler belirsiz, yetersiz ve bugünkülerden daha adaletsizdi. Gerekli şartları taşıyanların içinden sadece adamını bulanlar bir okula müdür olabilirdi. Hatta bazen gerekli şartları taşımak bile gerekmezdi. Mesela; öğretmenliğimin henüz birinci yılını doldurmuştum ki velilerden bazıları beni okula müdür yapmak istemişler, onlara “Müdür olma şartlarını taşımıyorum, beni nasıl müdür yapacaksınız?” dediğimde “Siz işin o tarafını bize bırakın, biz Ankara’dan her şeyi ayarladık.” cevabını almıştım. Bunun üzerine ben de teşekkür edip öğretmenliğe devam etmiştim.

      Müdür olmak için iktidarda kimlerin olduğu önemliydi. İktidarda sağ bir parti veya partiler varsa sağcı olmak, sol parti veya partiler varsa solcu olmak çok önemli bir avantajdı. Ancak rejime muhalif olmamak müdür olmak için her zaman geçerli bir akçe idi. Bu sebeple rejime muhalif İslamcılarla sosyalistlerin müdür olmaları pek mümkün değildi. Herkes bu hali kanıksamıştı; yönetmeliklerin belirsizliği, politik duruşa bağlı adam kayırmalar ve ahbap çavuş ilişkileri pek sorgulamazdı. Bir kere müdür oldunuz mu artık öğretmenliğe elveda deyip emekli oluncaya kadar müdür olma hakkını elde etmiş olurdunuz.

         İki binli yılların başından itibaren okullara yapılan yönetici atamaları tam bir “arap saçı” durumu aldı. Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici Atama Yönetmeliğini kaç defa değişti bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki bu yönetmelik benim takip edebilme kapasitemden daha fazla değişti. Kanunlar, yönetmelikler, genelgeler, bunları beğenmeyip iptali için mahkemelere itirazlar, görevden alma ve yeni görevlendirmeler, bunlara bireysel itirazlar birbirini takip etti. Bu durum öyle bir hal aldı ki “aynı koltukta iki müdür” haberleri bile okumaya başladık. Hatta bu karmaşıklığı çok güzel özetleyen yaşanmış bir olay da anlatılır: Bir okul müdürü ihtiyacını gidermek için koltuğundan kalkıp lavaboya gider. Odasına döndüğünde koltuğunda başka birinin müdür olarak oturduğunu görür. Meğer okulun görevden alınan müdürü mahkeme kararı ile geri gelmiştir. Bir koltukta iki müdür, gel de çık işin içinden.

          Son olarak Milli Eğitim Bakanlığı yeni bir anlayışla yola devam etme kararı aldı ve “Asıl olan öğretmenliktir!” diyerek okul yöneticiliğinin ömür boyu devam etmesinin önünü kapattı. Artık dört yılını dolduran yöneticiler bir değerlendirmeye tabi tutulacak, bu değerlendirme sonucunda yeterli puanı (75 puan) toplayan yöneticiler görevlerine devam edebilecekler.

      Basından takip edebildiğim kadarıyla değerlendirmeye tabi tutulan 16 bin okul müdüründen dokuz bini değerlendirme sonucunda 75 puan ve üzerinde alarak koltuklarını korurken yedi bin okul müdürü ise yeterli puanı toplayamadı. Yeterli puanı alamayan okul müdürleri ya bu sonuca itiraz edecek, ya başka bir okula yönetici olmak için müracaat edecek veya öğretmenliğe geri dönecek.

           Yeni yönetici atama sürecinin çok adaletli işlemediğini söylemek zorundayım. Ancak müdürlükten öğretmenliğe geri dönme durumunda olan arkadaşların onurlarının kırıldığını iddia etmelerini de anlayışla karşılamadığımı ifade etmeliyim. Ben de yirmi beş yıllık bir öğretmenim. Çok sayıda insanın “Hocam hala bir müdür olamadın mı?” sorusuna muhatap olmaktayım. Çünkü toplumda, öğretmenlikte bir süre kalıp da yönetici olamayan kişiler için “vasıfsız insan”  algısı vardır. Onlara sadece “Nasip değilmiş, ne yapalım” diyorum. Şahsen öyle düşünmüyorum ama bir onur kırıcılık varsa müdür olamayan öğretmenler de onurumuz kırılıyor diyebilir. Bu sebeple müdür arkadaşların konuyu duygusallıkla değil mantıkla ve daha objektif olarak değerlendirmesi gerekir diye düşünüyorum. Ama eğer yönetici atama değerlendirmelerinde kendilerine bir haksızlık yapıldığını düşünüyorlarsa onlara hak verdiğimi de belirtmeliyim.

         Bu arada müdür değerlendirmeleri ile ilgili dikkatimi çeken bir konu oldu. İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nün açıkladığı listede 75 puan ve üzerinde alıp yerini koruyan müdürlerin puanları üzerinden bir hesap yaptım. Görevine devam edecek olan müdür arkadaşlar ortalama 90 puan almışlar. Bu kadar başarılı müdürlerin okullarımızı yönetecek olması eğitimimiz açısından çok sevindirici olmalıdır. Ancak değerlendirmenin ölçütleri, bilimselliği, değerlendirmeyi yapanların yetkinliği ve en önemlisi eğitimin yönetimi açısından bakıldığında ve okullarımızın eğitim kalitesi göz önünde bulundurulduğunda farklı bir manzara ile karşı karşıya olduğumuz da bir gerçektir. Yani okul müdürlerinin aldığı puanlarla okullardaki eğitimin kalitesi arasında bir farklılık ortaya çıkmıştır diye düşünüyorum.  

       Eğitimin kalitesinin iyi yönetilmesine bağlı olduğunu düşünüyorum. Okul yöneticiliğinin de sorumluluk isteyen zahmetli bir iş olduğunu biliyorum. Bu göreve talip olan ve fedakârca çabalayan yönetici arkadaşları da tebrik ediyorum. Ancak okul yöneticileri ile ilgili konuyu bir araştırmamdan elde ettiğim verilerin ışığında değerlendirmek isterim. Başka bir yazıda müdürlerimizin eğitim yönetimindeki başarılılarını, “Okul yöneticilerinin başarı ölçütleri ve atama kuralları neler olmalıdır?” sorusunun cevabıyla birlikte tartışıncaya kadar bütün eğitimcilerin “öğretmen” olarak kalması dileklerimle hoşça bakın zatınıza.

Muhammet YILMAZ

Öğretmen/Eğitimci-Yazar

https://twitter.com/muhammet_yilmaz