SEMİNER VE KONFERANSLAR
Tüm Seminerler için Tıklayınız.
DERS MATERYALLERİ
GENEL EĞİTİM MATERYALLERİ
FACEBOOK
TWİTTER
DUYURULAR

YAYINLANMIŞ KİTAPLARIMIZ

(İncelemek için resimlere tıklayınız)

 

 

ÖĞRENCİLER HAYAL ETTİKLERİ OKULU ANLATTILAR

ÖĞRENCİLER HAYAL ETTİKLERİ OKULU ANLATTILAR

(Bütün eğitim yöneticilerine ve öğretmenlere öğrencilerin mesajıdır.)

 

Acaba öğrenciler okulu nasıl algılıyorlar? Okula isteyerek mi yoksa istemeden mi geliyorlar? Okulda geçirdikleri zaman keyifli mi yoksa bir işkence gibi mi? Öğrencilerin okulda mutlu olmalarının sağlanması mümkün müdür? Öğrenciler, nasıl bir okula isteyerek ve severek gelirler?

Bir eğitimci olarak cevaplarını merak etiğimiz bu sorularla ilgili bir grup lise öğrencisi ile küçük bir araştırma yaptık. Araştırmamızda öğrencilere “Fiziki yapısı, dersleri, yönetici ve öğretmenleri, sosyal, kültürel ve sportif imkânları açısından okul nasıl bir yer olsaydı isteyerek gelirdiniz?  sorusunu yönelttik. Öğrencilerin verdikleri cevapları bir değerlendirmeye tabi tuttuk ve buradan bazı bulgular elde ettik.

Öğrencilerin yaklaşık yüzde yetmişi okula isteyerek gelmiyor. Geri kalanların bir kısmı okulu eğlenceli bulurken bir kısmı da “Gelmezsem evde ne yapacağım, hiç olmazsa okulda arkadaşlarımla birlikteyim.” diye düşünüyor.

Öğrencilerin bir kısmı okulu yarı açık bir cezaevi olarak görüyorlar. Bu öğrencilerin büyük bir çoğunluğu, anne babaları öyle istediği için okula geliyor. Bir kısmı hayatını kazanabilmek için bir diploma alması, bir kısmı da iyi bir üniversiteye gidebilmek için liseyi bitirmesi gerektiğini bunun için de okula gelmek zorunda olduğunu düşünüyor.

Peki, öğrenciler nasıl bir okul hayal ediyorlar? Hangi özellikleri ve imkânları olan bir okul olsa oraya isteyerek gidebileceklerini düşünüyorlar? Bu sorulara cevap bulabilmek için yaptığımız küçük araştırmamızdan çıkan sonuçları belli başlıklar altında topladık. Aslında bu başlıkların altında yaşanan deneyimleri çocukların okula gelmelerine engel teşkil etmesi açısından da anlamlıdır. Yani öğrenciler okulların fiziki yapılarını ve kapasitelerini yeterli görmüyor, yönetici ve öğretmenlerin kendilerine yaptıkları yanlışları kabul etmek istemiyor, derslerin sıkıcı ve fazla olmasından şikâyet ediyor, okulda yeterince sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetler yapamamalarını okula isteyerek gelmeme gerekçesi olarak görüyorlar.

Böyle bir okul olsa bile isteyerek gelirler mi bilmiyoruz ama öğrenciler, severek ve isteyerek gidebilecekleri okulu şöyle anlattılar:

 

Öğrencilerin İsteyerek Gidebilecekleri Okulun Fiziki Yapısı

Büyük bir arazi üzerine kurulu bir tarafı denize diğer tarafı ormana bakan bir binası olsun. Bahçesinde gezip dolaşabileceğimiz yürüyüş yerleri, altında oturup arkadaşlarımıza şiirler okuyabileceğimiz ağaçlar olsun. Her öğrenciye yetecek kadar futbol ve basketbol sahaları, spor salonları, yüzme havuzları, resim ve müzik çalışmaları için özel olarak hazırlanmış alanlar olsun.

Okulun içi her türlü sosyal ve kültürel etkinlikler yapılabilecek şekilde düzenlenmiş olsun. Sınıfların öğrenci mevcudu daha az ama büyüklükleri bugünkülerin iki katı olsun. Öğrencilere sınıfları istedikleri renge boyama hakkı verilsin. Herkesin okulda dolabı olsun; bu ağır çantalara hamallık etmek istemiyoruz. Sıralarımız daha rahat olsun, en azından oturduğumuz yerlere daha yumuşak bir maddeden minder gibi bir şey yapılabilir.

Okula rahat ve istediğimiz bir kıyafetle gelmek istiyoruz. Bilgiye daha kolay ulaşabilmek için okulda sınırsız ve bedava internet hizmeti istiyoruz. Öğrencilerin alım gücü göz önünde bulundurularak kantinlerdeki ürünlerin çok daha ucuz olmasını istiyoruz. Okulun koridorlarında büyük ekran televizyonlardan güncel haber yayınları, spor haberleri ve en önemlisi maç özetlerinin yayınlanmasını istiyoruz.

 

Öğrencilerin İsteyerek Gidebileceği Okulun Öğretmenleri ve Okul Yöneticileri

Sabah okula geldiğimizde “Başımızın belaları geldi.” bakışlarıyla değil, “Pırlanta gibi değerli, geleceğimizin mimarları geldi.” bakışlarıyla bizi güler yüzle karşılayan yönetici ve öğretmenler istiyoruz.

Bir işimiz için idareye gittiğimizde daha bir şey söylemeden bile yüzünü ekşitmiş bir yönetici görmek istemiyoruz. Sınıfa gelen öğretmenlerimiz, sınıfın disiplinini sağlayacağım diye çatık kaşlı olması gerekmiyor. Yöneticilerimizin velimize şikâyet, öğretmenlerimizin ise disipline vermek ve notla tehdit etmesinden hiç hoşlanmıyoruz. Bir hata yaptığımızda hemen bağırıp çağırmalarını, hakaret etmelerini istemiyoruz, bizi güzellikle uyarıp yol göstermelerini bekliyoruz. Öğretmenlerimizin dış görünüşüne; saçına, sakalına, giyimine dikkat etmesini ve bakımlı olmasını istiyoruz.

Öğretmenlerimizin yaşları ilerlemiş olsa bile genç ve enerjik görünmelerini, neşeli ve heyecanlı ortamlar oluşturmalarını, dersleri eğlenceli hale getirmelerini istiyoruz. Öğretmenlerimiz bize karşı daha anlayışlı olsunlar. Bize iyi davransınlar, öğrencileri dinlesinler, öğrencilerle gerektiğinde arkadaş gibi olsunlar, dersleri keyifli hale getirsinler istiyoruz. Öğretmenlerimizin bir tiyatro sanatçısı olmadığını biliyoruz ama derslere biraz mizah katmalarını, seslerini ve beden dillerini bir tiyatrocu gibi kullanmalarını istiyoruz.

 

Öğrencilerin İsteyerek Gidebilecekleri Okuldaki Dersler

Öğretmenlerimizin sadece kendilerinin dersi anlatmamalarını, bizi daha aktif hale getirecek teknikler kullanmalarını, grup çalışmaları ve içinde oyunlar olan etkinlikler yapmalarını istiyoruz. Fen derslerinde uygulayarak öğrenmek bizim de hakkımız. Okulun Biyoloji, Fizik, Kimya laboratuarları olmasına rağmen bu derslerimizi sınıfta işlemek istemiyoruz.

Günlük sekiz saat, haftalık kırk saat ders çok fazla; bize bir işkence gibi geliyor. Günlük ders saatlerinin beş-altı saate, haftalık da en fazla otuz saate indirilmesini istiyoruz. Seçmeli dersleri seçmiş gibi yapmak değil, gerçekten biz seçmek istiyoruz. Herkesin kendi yetenek ve becerilerine ve üniversitede seçeceği bölüme göre ders seçme hakkına sahip olması gerektiğini düşünüyoruz. Okulda imkân varken öğretmenlerimizi de seçme hakkımızın olması gerektiğini düşünüyoruz.

Çok fazla sınav oluyoruz ve öğretmenlerimiz çok ödev veriyorlar. Sınavların sayısının azaltılmasını, başarımızın sadece sınavla değil diğer performans göstergeleriyle ölçülmesini istiyoruz. Öğretmenlerimiz bize ödev verirken sadece kendi derslerine çalışmak zorunda olduğumuzu zannediyorlar. Oysa hemen her öğretmenimizin ödev verdiğini ve her hafta onlarla boğuşmak zorunda kaldığımızı düşünmelerini istiyoruz.

Okulda en az dersler kadar sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlere değer verilmesini istiyoruz. Hatta her gün sabahtan öğlene kadar ders, öğleden sonra da bu faaliyetlerin yapıldığı okullar istiyoruz. Hayatı ve dünyayı daha iyi tanımamız için tarihi, kültürel ve sanayi kuruluşlarına, sivil toplum örgütlerine, devlet kurumlarına geziler düzenlenmesini istiyoruz.

Fikirlerin sonuna kadar özgürce söylenebildiği, eleştirel düşünceye değer verilen, arkadaşlık ve dostlukların yaşandığı bir ortamda; insana, çocuğa ve gence değer verilen bir ortamda yaşamanın hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Siyasetçilerimize, eğitim yöneticilerimize ve öğretmenlerimize saygılarımızla.

18.10.2015 - İstanbul

Muhammet YILMAZ

Öğretmen/Eğitimci-Yazar

https://twitter.com/muhammet_yilmaz